Pendik Kadın Doğum Çocuk

Pendik Kadın Doğum Çocuk

Çocuk Sağlığı ve Kadın Hastalıkları Doğum

Kadın Doğum

ÇALIŞMA ALANI  :

*Yüksek rizikolu gebeliklerin izlenmesi ve sonuçlandırılması

*Genel Jinekolojik ve doğumla ilgili patolojik durumların tanı ve tedavisi

*Prenatal Tanı

*Gebelikte Doppler analizi

*İnfertil hastaya yaklaşım ve tedavi

*Laparoskopik tanı ve tedavi

*Kolposkopik tanı ve tedavi

*Menapoz

 

*GEBELİK SÜRECİ

 

1. Hafta

  • Yumurtlama sürecinin başlangıcı, adet döneminizin yaklaşık 14. gününe denk gelir ve ‘birinci trimester’ (birinci 3 aylık dönem) başlar.
  • Ilk hafta sağ veya sol tüpler tarafından yakalanan yumurta hücresi olgunlaşmaya başlar. İki hücrenin birleşmesi ile tek bir hücre oluşarak çoğalır ve gebeliğin ilk aşamasına geçilir.
  • Alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıklarınızdan vazgeçmeniz için en uygun dönem. Bu dönemde sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlığı kazanmalısınız. Stresten uzaklaşmalı ve pozitif düşünmelisiniz.

2. Hafta

  • Son adet döneminizin belirtileri bu hafta kaybolur.
  • Yumurtalıklarda ise yumurta hücresi gelişmeye devam eder.
  • 0.15 mm çapında olan rahim zarı, bebeğin gelişimi için hazırlanır ve 18-20 mm çapına kadar kalınlaşır. (Rahim içi kendini her ay tekrar hazırlar.)
  • İkinci haftanın sonunda spermle döllenmek için gelişen yumurta, çatlayarak yumurtalıktan atılır.
  • Bu hafta kendinizde herhangi bir fiziksel ya da ruhsal değişiklik hissetmezsiniz.

3. Hafta

  • Yumurtalıklardan salgılanan yumurta hücresi, Fallop tüplerinde ilerlerken, ilk saatlerde spermle karşılaşmalı ki, bebeğinizin yaşamı başlasın!
  • Yumurta etrafında pek çok sperm kümelenir ama sadece bir tanesi yumurta zarından içeri girer. Spermin kromozomuyla, yumurtanın kendi kromozomu birleşerek, döllenir.
  • Bazı annelerde yumurta hücresinin salınmasıyla birlikte kanama gerçekleşir.
  • Bu hafta vücudunuz, bebeğinize uyum sağlamak için Erken Hamilelik Faktörü (EPF) hormonu salgılar.

4. Hafta

  • Normal şartlarda adet görmeniz gerekirken, bu hafta adet görmezsiniz. Ama adet öncesi belirtileri görebilirsiniz.
  • Bu arada yorgunluk, ruh halinizde ani değişimler, göğüslerde hassasiyet, uyuma isteği, bel ağrısı gibi bazı fizyolojik ve ruhsal değişiklikler yaşayabilirsiniz.

5. Hafta

  • Hormon değişimlerinin etkisiyle bu hafta uyuma isteğiniz ve tuvalete gitme ihtiyacınız artar.
  • Belirtilerinizin çoğu geçen haftayla aynı olur ama artı olarak baş ağrısı yaşayabilirsiniz.

6. Hafta

  • Salgılanan hormonlar arttıkça, gün boyunca da sürebilecek sabah bulantılarınız başlar.
  • Kokulara karşı hassasiyetiniz artar hatta parfüm, sigara gibi kokulara dayanamayabilirsiniz. Ama unutmayın ki, bu belirtiler normal ve geçici.
  • Bulantı dışında uyuma isteğiniz ve baş ağrılarınız da artabilir. Mümkün olduğunca uyumak, vücudunuzun hamilelik döneminden önceki açığı kapatması ve bu belirtilerin azalması için önemli!
  • İştahınız açılır, göğüs uçlarınız koyulaşır, göğüsleriniz dolgunlaşır ve dolayısıyla ağrıyabilir.
  • Bu haftadan itibaren düşük belirtilerine dikkat etmelisiniz. Her kanama ve ağrı düşük belirtisi değildir ama aynı zamanda düşük tehdidinin en önemli belirtileridir. Böyle durumlarda mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

7. Hafta

  • Hamileliğinizin erken belirtileri yavaş yavaş azalmasına rağmen bulantı ve kusmalarınız özellikle erken saatlerde artabilir. (Belirtiler şiddetliyse, biraz kilo kaybedebilirsiniz.)
  • Hormonlarla ilgili olarak bunalım yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda eşinizle beraber hamilelik derslerine katılmanız, rahatlamanıza yardımcı olabilir.
  • Ayrıca çeşitli şikayetlerden dolayı sıklıkla dinlenmeniz gerekeceğinden, günlük hayatınızı yeniden düzenlemelisiniz.

8. Hafta

  • Artık portakal büyüklüğündeki rahminiz, idrar kesenize baskı yapmaya başlar ve tuvalete gitme ihtiyacınız artar.
  • Bu dönemde hormonların etkisiyle cildiniz fazla yağ salgılar ve sivilce gibi cilt problemlerine sebep olur. Bu belirtiler genellikle ilk üç aydan sonra kaybolur.
  • Bu hafta, ilk detaylı check-up’ınızı yaptırma zamanı! Çünkü “yalancı hamilelik” ihtimali artık ortadan kalktı.

9. Hafta

  • Artan hormonların etkisiyle kendinizi yorgun ve uykulu hissetmeye devam edersiniz.
  • Göğüslerinizdeki dolgunluk ve hassasiyet biraz daha artabilir. (Bu dönemde alttan destekli sütyenler kullanmalısınız.)
  • Mide yanması ve hazımsızlık gibi şikayetler yaşayabilirsiniz. (Mideniz hiçbir zaman aşırı dolu olmamalı!) Ayrıca kişiden kişiye değişen ve mide yanmasına sebep olan yiyecekler yememelisiniz.
  • Burun kanamaları da hamilelikte sıklıkla görülür ama her ne olursa olsun artık gebeliğe alışmaya başlıyorsunuz.
  • Bu haftalarda günlük kalori ihtiyacınız yaklaşık 300 kalori artar. Yeterli kalsiyumu alabilmek için bol bol süt ürünleri tüketmelisiniz.

10. Hafta

  • Uzun süreli oturmak ya da ayakta durmak dolaşım sistemini yavaşlatır. Bu da varis, basur ya da ayak şişmelerine neden olur. Bu yüzden iki saatte bir, en az 10 dakika dolaşmalısınız ki bacak kasları arasındaki toplar damarlar harekete geçsin.
  • Bu hafta içinde genellikle bulantı şikayetiniz azalır. Ama bazen şiddetli olarak, birkaç hafta daha devam edebilir.
  • Hormonların etkisiyle kısa süreli huzursuzluk, keyifsizlik, ani sinirlenme gibi belirtiler yaşayabilirsiniz.
  • Hamileyken kan hacmi %40-50 oranında arttığından, özellikle göğüs ve bacak bölgelerinizde toplar damar belirginleşmesi yaşayabilirsiniz. (Bu varis olacağı anlamına gelmez.)
  • Kilo alımı, anneden anneye ve hamilelikten hamileliğe göre değişir. Eğer gereğinden fazla kilo alıyorsanız bu çok su tutmanıza bağlıdır ve doğumdan sonra kolaylıkla verebilirsiniz. Ya da kilo almamış hatta vermiş olsanız bile, bir sonraki haftadan itibaren yaklaşık 450 gr almaya hazır olun. • Hamileyken asla diyet yapmayın!

11. Hafta

  • Rahim büyüdükçe ağırlık merkezi öne doğru gelir. Eğer belinizi yanlış kullanıyorsanız bel ağrısı şikayetleriniz artar. Genellikle 20. haftadan sonra ortaya çıkan bel ağrıları için önceden önlem almak gerekir. (Mesela belinizin arkasında ve koltuğun arasında hiç boşluk olmasın, yerden birşey alırken belinizden değil dizlerinizi bükerek eğilin ya da ortopedik özellikte olan bir yatak tercih edin.)
  • Ayrıca hormonların etkisiyle saç ve tırnaklarınız daha hızlı uzamaya başlar.
  • Besleyiciliği yüksek ve kalorisi düşük gıdalarla beslendiğiniz sürece vücudunuzun yağ depolanmasından korkmayın.

12. Hafta

  • Artık rahminiz büyüdüğü için idrar kesenizdeki baskı kalkar ve sıklıkla tuvalete gitme ihtiyacınız azalır. (Son 3 aya kadar böyle devam eder.)
  • Bulantılar geçer ve yorgunluk hissi de azalır.
  • Kan hacminin artmasından dolayı baş ağrısı ve baş dönmesi şikayetleri artar. (İlerki dönemlerde azalır.)
  • Hormonlar yüzünden, cildinizde çeşitli değişiklikler meydana gelir. Bazı annelerin cildi gerginleşip güzelleşirken, kimilerinde sivilcelenme olur. (Böyle durumlar genellikle ‘kız çocuğunun, annesinin güzelliğini ödünç alması’ olarak yorumlanır.)
  • Ayrıca bu haftalar diş kontrolünüz için uygun bir dönem çünkü diş etleri hamilelikten olumsuz yönde etkilenir.

13. Hafta

  • Karnınızda ve sağ kasığınızda ağrılar olabilir. Çünkü rahim, kendini tutan bağlara göre daha hızlı büyür. (Bağların gevşemesiyle bu ağrılar ortadan kalkar.)

14. Hafta

  • Bu hafta, hamileliğinizin en rahat dönemi olan ikinci trimester (İkinci 3 aylık dönem) başlar. Çünkü artık vücudunuz hamileliğe uyum sağlar. Hatta dışarıdan bakanlar, dikkat ederlerse hamile olduğunuzu anlayabilirler.
  • Bu dönemde hormonlar en üst seviyeye çıkar ve dolayısıyla bulantı yorgunluk hissiniz azalır. (Yorgunluğunuz devam ediyorsa dinlenmeye devam etmelisiniz. )
  • Progesteron hormonunun etkisiyle tüm düz kaslarda oluşan gevşeme, bağırsak kaslarında da gerçekleşir ve kabızlığa neden olabilir. ( Lifi zengin besinler yemeli ve tuvalet ihtiyacınızı ertelememelisiniz.)
  • Bu dönemde göğüs ve karnınızdaki toplardamarlar genişler ve emzirmeye uygun şekilde meme uçlarınız büyüyerek koyulaşır.

15. Hafta

  • Bu hafta elinizi karnınıza götürdüğünüzde, rahminizi dışarıdan top gibi hissedebilirsiniz.
  • Kalbiniz hamilelik öncesine göre %20 daha fazla kan pompalar. (Bu oran hamileliğiniz boyunca %30-50’lere kadar yükselir.)
  • Ayrıca göğüslerinizden ‘klostrum’ adı verilen normal bir sıvı gelebilir.

16. Hafta

  • Cildinizde güneşten kaynaklanan lekeler oluşabilir. (Sebebi kandaki östrojen hormonunun pigment hücreleri üzerindeki etkisi.) Bu lekeler kalıcı olmaz ama güneşe karşı koruyucu krem kullanmanız gerekir.
  • Bu dönemde burun kanamanız olabilir.
  • Allerjik bir bünyeniz varsa allerjiniz azalır ama bazen de artabilir. (Hatta bünyenizde yeni bir allerji de çıkabilir.)
  • Bacaklarınızın arkasındaki kılcal damarlarda belirginleşmeler olur. (Varis tehlikesini önlemeniz gerekir.)
  • Eğer bebeğinizin ‘Down Sendromu’nu belirleyici 11. ve 14. hafta testlerini yaptırmadıysanız, 16. ve 18. hafta testlerini yaptırmanızı öneriyoruz.

17. Hafta

  • Rahminiz göbek deliğinize ulaşır. ( Annelerin karın büyüklüğü, karın çevresindeki derinin gerginliği ya da gaz yüzünden karnının ne kadar şiş olduğuyla ilgili olarak, farklı olabilir. )
  • Bebeğiniz bu hafta daha fazla kilo alacağı için, siz de 2 – 2.5 kilo daha alabilirsiniz.
  • Eğer 11 – 14 testlerini yaptırmadıysanız, en geç bu hafta içinde 16 – 18 hafta testlerini yaptırmanızı öneriyoruz. ( Bazı durumlarda amniyosentez önerilir. Yani bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan enjektör yardımıyla biraz alınır ve ‘Down Sendromu’ ihtimali kesin olarak belirlenir. )
  • Ayrıca bu dönemde terleme ve vajinal akıntınızda artış olabilir.

18. Hafta

  • Bebeğinizin aldığı kan miktarının çoğalması ve kan damarlarındaki gevşeme, tansiyonunuzun düşmesine neden olabilir.
  • Kalbinizin ani pozisyon değişikliklerine cevabı yavaşlar. ( Mesela aniden ayağa kalktığınızda tansiyonunuz düşebilir.)
  • Eğer baş dönmesi ve bayılma hissi yaşıyorsanız, normaldir. Ama bu durum sık tekrarlanıyor ve bilinç kaybına kadar gidiyorsa doktorunuzla görüşmenizi öneriyoruz.
  • Dijital tansiyon aletleri hamilelik döneminizde doğru sonuç vermez. Bu yüzden mutlaka tansiyonunuzu bir doktor ya da hemşireye ölçtürün.
  • Tansiyonunuz düştüğünde bacaklarınızı kaldırıp, duvara dayanın ve bu şekilde birkaç dakika yatın.
  • Geceleri uyumak zor olabilir çünkü bebeğiniz büyüyor. ( Yatarken destekleyici yastıklar koymayı deneyin. )
  • Ayrıca yatmadan önce tuvalete gitmeyi ihmal etmeyin.

19. Hafta

  • Artık eski kıyafetlerinizin üzerinize olmadığını fark edersiniz ve hamile kıyafetlerinin mutluluğunu yaşamaya başlarsınız.
  • Göğüs halkalarınız genişler. ( Doğumdan sonraki 12. aya kadar devam edebilir.)
  • Hormonların etkisiyle yanak, burun ve çene bölgenizde yanma hissiyle birlikte ‘kloazma’ adı verilen kızarıklıklar ortaya çıkar. Bu lekeler genellikle kalıcı olmaz ama güneşte daha fazla belirginleşir ve giderilmesi zorlaşır.
  • Genetik yapınıza bağlı olarak karın, kalça ve meme bölgelerinizde çatlaklar oluşabilir ve kaşıntıya sebep olabilir. (Nemlendirici krem ve badem yağı kullanabilirsiniz. Ayrıca bol sıvı almak ve sağlıklı beslenmek çatlakların şiddetini azaltabilir.)

20. Hafta

  • Bebeğiniz gelişiminin yarısını bu haftada tamamlar ve artık rahminiz her hafta 1 cm daha yukarı çıkar.
  • Göbek deliğinizle kasıklarınız arasındaki çizgi koyulaşmaya başlar. ( Bu çizgi doğumdan bir kaç ay sonra tamamen kaybolur. )
  • Demir ve vitamin desteği almayı unutmayın. Özellikle kansızlığınız varsa, bebeğinizin ihtiyacı olan demiri hiçbir gıdayla sağlayamazsınız.

21. Hafta

  • Bu haftadan itibaren bebeğinizin hareketleri artacak ve siz de daha çok hissedeceksiniz. Bu hareketler, beyin dokusu geliştikçe daha istikrarlı ve anlamlı olacak.
  • İlerleyen haftalarda konuşmanıza ve hatta yediklerinize tepki verdiğini göreceksiniz.
  • Bazen burnunuz kanayabilir. ( Vücudunuzdaki kan miktarının artması yüzünden burnunuzdaki kılcal damarlar daha kolay çatlar.) Bu kanamalar normaldir ama kanama, her zaman bu duruma bağlanamaz. Bu yüzden doktorunuza başvurmalısınız.
  • Artık en azından haftada bir kez tansiyonunuzu ölçtürmelisiniz.
  • Vücudunuzdaki kan miktarının artmasıyla, özellikle de tüm gün ayaktaysanız, akşamları ayaklarınız ve ayak bilekleriniz şişebilir. ( Gün içinde bol bol su içmelisiniz. )

22. Hafta

  • Rahminizi artık göbeğinizin iki parmak üstünde hissedebilirsiniz.
  • Hamilelik döneminde vücudunuzun ağırlık merkezi sürekli değiştiği için kemikleriniz zorlanır ve bu sizde ağrı yaratabilir.
  • Karnınız büyüdükçe, bel kavisiniz de içeriye doğru genişler ve vücudunuzun denge merkezi yer değiştirir. Bu yüzden zaman zaman denge sağlamakta güçlük çekebilirsiniz. (Evde yanlız banyo yapmayın, spor yapıyorsanız bir süre ara verin.)
  • Hormonların etkisiyle tüm eklemlerinizde gevşemeler olabilir ve bu size bel ağrısı yaratabilir. (Bu dönemde denge sorunları ve bel ağrıları yüzünden topuklu ayakkabılardan uzak durmalı ve ortopedik ayakkabılar giymelisiniz.)
  • Ayrıca çatınızı oluşturan kemikler bu haftadan itibaren doğuma hazırlanmaya başlar ve çeşitli ağrılar hissedersiniz. (Günlük yürüyüşler yapmalı ve otururken dizlerinizin kalça seviyesinden yüksekte olmasına dikkat etmelisiniz.)

23. Hafta

  • Bu haftalarda rahminizde bebeğinizin hareket etmesi için çok geniş bir alan olur. Tekmeler, omuz atar ve yumruklar… Özgürce hareket eder ve siz de hissedersiniz. Bilmelisiniz ki bu hareketler O’nun kas güçlenmesi için çok önemli!
  • Bu dönemde ruhsal dalgalanmalar yaşamanız olağandır. ( Üzerinde fazla durmamaya çalışın.)
  • Sancılar halinde gelen, kısa süreli ve sebepsiz karın ağrıları yaşarsınız. Çünkü rahim bağları, rahimden daha yavaş büyür. Yine de ağrı başka sebeplerden de gelişebilir. Emin olmak için doktorunuza danışmalısınız.
  • Döl yatağı kasınız doğuma hazırlanmaya başladığı için karnınızda gerilme hissedebilirsiniz.
  • Bu dönemde ‘aşerme’ denilen hamilelik belirtisi başlar.
  • Yirmili haftalarda bacak krampları yaşanır. ( Kramp girdiğinde bacağınızı düz uzatın ve masaj yaptırın.) Krampların azalması için vücudunuzu kalsiyum ve magnezyumla destekleyin.
  • Yavaş ve sürekli kilo alırsınız.

24. Hafta

  • 24. haftada ‘getasyonel diyabet’ (gebelikte görülen şeker hastalığı) hiç bir belirti göstermeden ortaya çıkabilir. Doktorunuz sizden bu hafta ‘şeker tarama’ testi ister. Bu test 28. haftaya kadar ertelenebilir. Bu konuda doktorunuza danışmalısınız.
  • Artık erken doğumla ilgili bilgi sahibi olmalı ve belirtilerine dikkat etmelisiniz. Erken doğumlar su kaybına bağlı olarak özellikle yaz aylarında daha çok yaşanır. (Bol su içmeye devam edin.)
  • Belirtilerden birinin bile varlığı durumunda mutlaka doktorunuza danışın :
    • Saatte 5 kezden fazla kramp ve kasılma oluyorsa,
    • Vajinanızdan kan geliyorsa,
    • Yüzünüz ve elleriniz şişiyorsa,
    • İdrar yollarında ağrı varsa,
    • Keskin veya uzun karın ağrısı yaşıyorsanız,
    • Devamlı kusuyorsanız,
    • Vajinanızdan sulu ve berrak bir sıvı gelirse,
    • Sırt ağrılarınız ya da şiddetli pelvik basınç varsa…

25. Hafta

  • Rahminiz bu hafta futbol topu büyüklüğünde!
  • Karnınızdaki ağırlık belinizdeki sinirlere baskı yaparak bel ve bacaklarınızda ağrılara yol açabilir. (Sık sık pozisyon değiştirin, ılık duş alın ve ağrıyan bölgelere buz tutun.) Eğer ağrılarınız çok şiddetliyse doktorunuzun önerdiği ağrı kesicileri kullanın.
  • Bu dönemde yorgunluk hissedebilirsiniz. Normal olduğunu unutmayın.
  • Aynı zamanda hamileliğinize bağlı olarak gözleriniz ışığa karşı aşırı duyarlı hale gelebilir ve kuruyabilir. ( Yapay gözyaşı damlası kullanın.)

26. Hafta

  • Bu haftalarda durup dururken karnınızda kasılma ve gevşemeler olabilir. Adet krampları gibi, ağrısız ve düzensiz aralıklarla gelen bu kasılmalara ‘Braxton-Hicks’ denilir. Normal karşılanır çünkü rahminiz doğum sancıları için antreman yapar. Genellikle 30. haftadan sonra başlar ama bu haftalarda da görülebilir. Eğer bu kasılmalar günlük yaşamınızı etkileyecek kadar sık oluyorsa, erken doğum belirtisi olabilir. Bu durumda doktorunuza başvurmalısınız. ( Saatte dört kez ya da daha çok ortaya çıkan kasılmalar erken doğum belirtisi olabilir. Böyle durumlarda doktorunuza danışmanızı öneriyoruz.)
  • Bu hafta dışarıdan da bebeğin hareketleri hissedilir.
  • Rahat bir uyku pozisyonu almalı (birkaç yastıktan destek alabilirsiniz) ve uyumak için fırsatları değerlendirmelisiniz.

27. Hafta

  • İkinci trimesterin sonu olan bu hafta, solunum ve uyku problemleriniz olabilir. Özellikle yattığınızda; uykuya dalma konusunda problem, sebepsiz sıkıntı ve nefes darlığı yaşayabilirsiniz. Ya da bilinç altınızdaki endişeler uykuda kabusa dönüşebilir. ( Yatmadan önce yarım saat yürüyün ve yatarken kullandığınız yastık sayısını arttırın. )
  • Rahminiz göğüs kafesinize yaklaştıkça diyaframınıza baskı yapar ve akciğerleriniz tam olarak şişemediğinden, derin nefes almakta zorlanabilirsiniz. Ama hormonlarınız dakikalık nefes almanızı sağlar ve bebeğinize yeteri kadar oksijen gider.
  • Göbek çevrenizdeki kaslar zayıflar ve rahminiz büyüdükçe göbek deliğiniz dışarı doğru çıkar.( Doğumdan sonra kaybolur. )
  • Göbek deliğinizden aşağı doğru inen çizgi belirginleşir ve indikçe kalınlaşır.( Doğumdan sonra kaybolur. )
  • Bu hafta kilo almaya devam edersiniz. Ama bu durum sağlıklı bir hamilelik için gerekli! ( Bu dönemde diyet yapmanız bebeğinizin tam olarak beslenmesini engelleyeceğinden, kesinlikle tavsiye edilmez.)

28. Hafta

  • Bu hafta hamileliğinizin en zor dönemlerinden biri olan üçüncü trimester yani son üç aya girersiniz. Bacak krampları, basur, varisler, kaşıntılı cilt çatlakları, bel ağrıları, ayağınızda şişmeler, mide yanması, hazımsızlık gibi şikayetler bu dönemde artacaktır. ( Geçici ve tedavi edilebilir durumlardır. Çözümü için doktorunuza danışın. )
  • Soğuk algınlığı riskine karşı C Vitamini içeren çilek, portakal, kivi, brokoli gibi meyve ve sebzeleri bol tüketmelisiniz.
  • Bu haftada memelerinizde sızıntı başlayabilir. Ama başlamaması daha sonra süt veremeyeceğiniz anlamına da gelmez.
  • Rahim büyüklüğünüz neredeyse kaburgalarınızın seviyesine ulaşır.
  • 28. haftada doktorunuz sizden glukoz yükleme testi ister. Ayrıca eğer kan uyuşmazlığınız varsa doktorunuza bunu hatırlatmalısınız.

29. Hafta

  • Bu haftadan itibaren ellerinizdeki şişlikler artabilir hatta yüzükleriniz dar gelebilir. ( Parmağınızı sıkan yüzüğünüz varsa çıkarmakta fayda var.) El ve yüzünüzdeki şişmeler çok oluyorsa doktorunuza başvurun.
  • Bacaklarınızda kramp ve kasılmalar hissederseniz bu kalsiyum eksikliğinden değil, magnezyum ve kalsiyum dengesizliğinden kaynaklanır. ( Doktorunuza danışarak magnezyum takviyesi alabilirsiniz.)
  • Sizi yoracak egzersizlerden uzak durun. Yürümek, jogging ve yüzmek gebelik için en iyi egzersizler! Yüzmeye bir sorun çıkmadığı sürece, doğuma kadar devam edebilirsiniz. ( Girdiğiniz havuz ya da denizin temiz olduğundan emin olun. )

30. Hafta

  • Hamileliğinizin bu döneminde uykusuzluk yaşayabilirsiniz. Sizin için en iyi yatış pozisyonu sol tarafınıza ve yan olarak yatmak olur. Çünkü kanı kalbe geri taşıyan ana toplardamarlar karnınızın sağ tarafında. Sol yanınıza yatmanız, bu damarların basıncını düşürür. Bu da kanın organlardan kalbe dönüşünün en iyi şekilde olmasını sağlar. ( Bu şekilde uyumaya özen gösterin ve karnınızın altına bir yastık koyun.)
  • Eğer mide yanması (reflü) yaşıyorsanız yemekten hemen sonra uzanmamanız gerekir. Simit, poğaça türü yiyecekler veya asitli yiyecekler ya da midenin aşırı dolması reflüyü tetikler. Yatarken vücuduzun üst kısmını, alt kısmından daha yüksekte tutarsanız, midenizden gelen asit yemek borunuza kaçmaz. Yeterli olmazsa doktorunuza başvurun.

31. Hafta

  • Bu haftada sık sık rüya görebilirsiniz. Sebebi hamileliğinizin biyokimyanız üzerinde yaptığı değişimler. (Uyandığınızda hemen rüyanızı not edin, yoksa saniyeler içinde unutursunuz!)
  • Sırt ağrılarınız devam edebilir. Egzersiz ve gerilme hareketleri yapabilir, eşinizden masaj isteyebilirsiniz.
  • Gebelikte vücudunuz ‘relaksin’ hormonu salgılar. Bu şekilde bebeğinizin doğması için gerekli pelvis rahatlığını ve hareket kabiliyetini sağlar.
  • Bebeğiniz büyüdükçe göğsünüz sıkışabilir ve göğüs ağrısı yaşayabilirsiniz. Bebeğiniz ve içinde yüzdüğü sıvı arasındaki oran daraldıkça, daha önce fark etmediğiniz küçük hareketler bile rahatsızlık verebilir.

32. Hafta

  • Bu hafta sonunda yasal olarak doğum izniniz başlar. Bu haftadan itibaren doktorunuza iki haftada bir gitmelisiniz.
  • Doğumun ne kadar sancılı olacağını bilemezsiniz ama araştırmalara göre doğumdan önce eğitim alan anneler daha hafif doğumlar yaşıyor. Bu haftalarda doğumun nasıl olacağı konusunda sorular sormaya başlayabilirsiniz.
  • Ayrıca erken doğumun belirtilerini öğrenip, takip etmelisiniz.
  • Bol sıvı içerek, az ve sık yiyerek sindirim sistemiyle ilgili sorunlarınızı azaltabilirsiniz. ( Özellikle yüksek lifli yiyecekler tüketin.)
  • Bacaklarınıza çok sık kramp giriyorsa kalsiyuma ihtiyacınız olabilir.
  • Vitamin destekli beslenmeye doğuma kadar devam edin.

33. Hafta

  • Bebeğiniz son dönemlerde hızlı kilo alır. Doğuma yaklaştıkça siz de daha hızlı kilo aldığınız fark edebilirsiniz.
  • Hamileliğinizin ilerlemesine rağmen karnınız fazla büyümemiş olabilir. Eğer doktorunuz normal buluyorsa, bu sizin yapısal özelliklerinize bağlı bir durumdur.
  • El ve ayak bileklerinizdeki şişmeler normal ama bu şişmeler 2 – 3 gün içinde aniden artarsa, şiddetli baş ağrılarınız, sinek uçuşması ve şimşek çakması gibi belirtiler, karın ağrısı, bulantı veya kusma gibi rahatsız durumlar yaşarsanız ‘preeklampsi’ (gebelik zehirlenmesi) söz konusu olabilir. Zaman kaybetmeden doktorunuza danışmalısınız.
  • Vücut dokularınız sıvı tuttuğu için bu dönem elleriniz uyuşabilir.
  • Artık bebeğinizin diz ve dirsek vurmalarını ayırt edebilirsiniz.
  • Bazen de küçük ve ritmik vuruşlar hissedebilirsiniz. Paniğe gerek yok çünkü bu bebeğinizin hıçkırıkları!

34. Hafta

  • Braxton-Hicks kasılmaları bu haftadan itibaren sıklaşmaya başlayabilir. ( Gerçek doğum sancılarının aksine kısa süreli, düzensiz ve ağrısızdırlar. ) Bu kasılmaları yaşamak iyidir çünkü bu vücudunuzun doğuma hazırlandığını gösterir.
  • Bu haftalarda fiziksel ve ruhsal durumunuz sebebiyle cinsel isteğiniz azalmış hatta yok olmuş olabilir. ( Kendinizi zorlamayın çünkü eşiniz bunu anlayışla karşılayacaktır. )
  • Ama genel olarak doktorunuz yasaklamadığı sürece cinsel ilişkiye girebilirsiniz. Kendiniz için (karnınıza baskı olmayacak şekilde) en rahat pozisyonu belirlemelisiniz. Orgazm sırasında rahminizde kısa süreli kasılmalar olabilir ama bu bebeğinize zarar vermez.
  • Dinlenmek için kendinize biraz daha zaman ayırın. Fazla enerjinizi almayacak ama sizi mutlu edecek aktiviteler yapın.
  • Bebeğinizin böbrek üstü bezlerinden salgılanan hormonlar yüzünden süt üretmeye başlayabilirsiniz.

35. Hafta

  • Dikkat etmeniz gereken en önemli şey bebeğinizin hareketleri çünkü bu hareketler bebeğinizin kas gelişimi için çok önemli! Eğer aç, yorgun ya da uykusuzsanız, nispeten daha az hareket eder. Hareketleri aniden kesilirse problem olması gerekmez ama ileri inceleme amacıyla NST (nonstres testi) yaptırmanız gerekebilir.
  • Bu haftalarda; halsizlik ve yorgunluk, uykusuzluk ve kilo artışı yaşayabilirsiniz. Dolayısıyla hareket yeteneğiniz de kısıtlanır.

36. Hafta

  • Artık doktor ziyaretleriniz haftada bir olacak!
  • Aklınızda ‘doğum nasıl olacak’ düşüncesi olabilir. Doğum yapacağınız yeri ve odayı önceden görmek sizi rahatlatabilir. Artık tüm gelişmiş ülkelerde ve ülkemizde hem normal doğumda hem de sezeryanda ‘epiduralli’ doğum yaygın. Bu yöntem %90 ağrısız ve konforlu bir doğum sağlıyor. ( Epidural hakkında bilgi sahibi olmak ve uygulanma ihtimali için doktorunuza danışın.)
  • Bu hafta karnınızın aşağı doğru indiğini görebilirsiniz. Yani artık mide yanması, nefes darlığı ve kaburga ağrısı gibi şikayetlerden kurtulursunuz. Bu durum aynı zamanda bebeğinizin doğum kanalına girdiğini ve doğumun yaklaştığını da gösterir.

37. Hafta

  • Artık ev işlerinden de izne ayrılın!
  • Bebeğiniz bu dönemde her gün 25-30 gram daha ağırlaşır ve yeri giderek daralır. ( Özellikle göğüs kafesinizin alt bölgesindeki hareketleri daha farklı hissedersiniz. )
  • Doktorunuz sizden ‘çatı’ ya da ‘pelvis’ muayenesi isteyebilir. (Doğuma engel olabilecek bir çatı darlığını önceden tespit etmek için.)
  • Tuvalet ihtiyacınız hamileliğinizin ilk zamanlarındaki gibi artar.

38. Hafta

  • Bu hafta bebeğiniz ve hamileliğiniz gelişimi tamamlanmış olarak kabul edilir!
  • Doğumların %75’i, 38. ve 42. haftalar arasında gerçekleşir. Artık doğum sancıları her an başlayabileceğinden, nasıl olacağı hakkında bilgi sahibi olmalısınız. ( Gerçek doğum eyleminin en önemli özelliği kasılmaların düzenli aralıklarla olmaları! Önce daha az sıklıkta ve düzenli gelen doğum sancıları, bir evreden sonra 10 dakikada üç kez ortaya çıkmaya başlar ve her bir kasılma 50 saniye sürer. Ayrıca gerçek doğum kasılmaları dinlenerek geçmez! Şiddeti zamanla artıyor, ağrılar geçmiyor ve düzenli geliyorsa hastaneye gitme zamanı! )
  • ‘Nişan’ denilen hafif kanlı ve sümüksü akıntı, bebeğinizin koruyucu tıkacını attığı anlamına gelir. Nişanın atılmasından iki gün sonra doğum genellikle başlar.

39. Hafta

  • Bu hafta içinde doğum yapma olasılığınız oldukça yüksek! Eğer sezaryen olacaksanız bu haftadan sonra herhangi bir gün doğumunuzu güvenle planlayabilirsiniz.
  • Her annede doğum, kasılmalarla başlamayabilir. Kanamanız olduğunda, bebeğinizin hareketlerinde azalma hissettiğinizde, suyunuz geldiğinde veya herhangi bir anormallik hissettiğinizde hemen hastaneye gidin!
  • Zaman zaman bacaklarınızda elektrik çarpması gibi bir his olabilir. ( Sebebi bebeğiniz hareket ederken rahminizin etrafındaki sinirlere dokunması.)

40. Hafta

  • Bu hafta içinde ya da en geç haftasonunda, sabırla beklediğiniz doğumun gerçekleşme olasılığı çok yüksek!
  • Hastaneye en kısa sürede ulaşmak için gerekli tüm hazırlıkları yapın.

 

*GEBELİK DÖNEMİ BAKIM

Bedeninize gösterdiğiniz ilgi, sağlıklı bir anne olmanız dışında vücudunuzun eski haline daha çabuk dönmesini sağlar. Bu yüzden hamilelik döneminizde, vücut temizliğinize ve bakımınıza gerekli ilgiyi göstermelisiniz. Fakat kozmetik ürünleri kullanırken, bebeğinizin fiziksel ya da zihinsel gelişimini engellememek için çok hassas davranmalısınız.

Duş Almak

Hamilelik döneminde ter bezleri normalden fazla çalışır. Bu yüzden bazı detaylar konusunda hassas davranarak her gün duş almanızda yarar var.

  • Banyoda 15 dakikadan daha uzun süre kalmayın.
  • Suyun ılık olmasına dikkat edin! Fazla sıcaklık zararlı olabilir.
  • Banyo camınızı aralayın ki içeriye temiz hava girsin.
  • Güvenli olması için banyo kapınızı kilitlemeyin.
  • Küvetinize kaymayı önleyici paspas serin ki dengeniz bozulursa kaymayın.
  • Doğal sabunlar kullanın! Saçınızı bile doğal zeytinyağlı sabunla yıkayın.
  • Banyodan sonra çatlakları önlemek için karın ve göğüs bölgenize bebe yağı sürün.

Göğüs Bakımı

Bu dönemde en çok özen göstermeniz gereken bölge göğüsleriniz. Göğüsleriniz şiştiği için çatlak oluşmasını engellemelisiniz.

  • Çatlakların oluşmasını engellemek için ılık bir duştan sonra nemlendirici kremle göğüslerinize masaj yapmalısınız.
  • Sarkmalarını engellemek için, göğüslerinizi günde iki defa soğuk suyla yıkamalısınız.

Saç Bakımı ve Makyaj

Hamilelik döneminizdeki ilk üç ay, bebeğinizin gelişimindeki en önemli zamanlardır. Bu dönemdeki zararlar, diğer aylara nazaran daha fazladır. O yüzden kısa bir süre için biraz daha dikkatli olmak hem sizin hem de bebeğinizin sağlığı için faydalı olur.

  • Saçlarınız parlaklıklığını ve canlılığını yitirdiğinden, istediğiniz şekli vermeniz her zamankinden daha zor olabilir. Saçlarınızı sık sık yıkamanız iyi gelecektir.
  • Saç boyalarındaki kimyasal maddeler üzerine yapılan araştırmalara göre, bebeğinize zarar verecek etkiler görülmemiş olmasına rağmen, doğum sonrasına kadar saçlarınızı boyatmamanız tedbir açısından daha uygun olur.
  • Değişiklik yapmak, beyazlarınızı gizlemek veya dip boya yaptırmak istiyorsanız, gebeliğin ilk üç ayından sonra bitkisel saç boyaları kullanabilirsiniz.
  • Saç düzeltici jöleler, kimyasal oluşumları nedeniyle tavsiye edilmez.
  • Perma yaptırırken kullanılan kimyasal maddeler, saç derisinden emilerek kana karışabilir. Bu yüzden doğum sonrasına kadar saçlarınızın doğal kalmasında fayda var.
  • Makyaj yapmak bebeğe zarar vermez. Yine de hamilelik boyunca cildinize değecek tüm malzemelerin doğal olmasına dikkat etmeniz önerilmektedir.

Bitkisel Maskelerle Cilt Bakımı

Özellikle bu dönemde cilt problemleri artar ve cildin nefes alması önem kazanır. Bu yüzden yatmadan önce cildinizi temizlemeli ve yüzünüze besleyici kremler sürmelisiniz. Ayrıca uygulayabileceğiniz bazı doğal maskeler de var.

  • Bir limonu kabuklarıyla birlikte robottan geçirerek püre yapın. İçine biraz su ekleyerek yüzünüze sürdükten sonra 5 dakika bekleyin ve temizleyin. Böylece gözenekleriniz temizlenerek, cildiniz canlanır.
  • Cildinizi temizlemek için bir yumurta sarısı, bir çorba kaşığı susam yağı ve 3 - 4 damla limon suyunu iyice karıştırıp, yüzünüze sürdükten sonra 10 dakika bekleyin.
  • Cildinizin çok çabuk kuruyorsa 5 - 6 tane çileği ezerek sütle karıştırdıktan sonra yüzünüzde 10 dakika bekletin ve bol suyla yıkayın.
  • Cildinizi tazelemek için 1 ölçek bal, 3 - 4 damla limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zeytinyağını karıştırıp yüzünüze sürdükten sonra 20 dakika bekleyin ve bol suyla yıkayın.
  • Ferahlık ve arınma hissi için 1 elmayı sütte pişirin ve ezerek püre yapın. Yüzünüzde 20 dakika bekletin ve bol suyla yıkayın.
  • Yağlı ciltler için arındırıcı etkiye sahip salatalık idealdir. Yarım avokado, yarım salatalık, 1 yumurta beyazı ve çok az sütü blender’dan geçirin. Buzdolabında biraz soğuttuktan sonra maskeyi yüzünüzde 30 dakika bekletin ve ılık suyla yıkayın.
  • 1 adet muzu biraz sütle püre yaparak yüzünüze sürdüğünüzde, yumuşacık bir teniniz olacaktır.
  • Cildiniz için en ideal koruyucu baldır. 1 limonun suyuna, 3 çorba kaşığı bal ve biraz da gliserin ekleyin. Yüzünüzde 15 dakika bekledikten sonra yıkadığınızda, cildinizi sağlıklı bir şekilde nemlendirmiş olursunuz. Diğer maskeleri haftada bir, bu maskeyi ise ayda bir kez uygulayabilirsiniz.

El ve Ayak Bakımı

Tırnaklarınız bu dönemde donuk bir renk alır ve çok çabuk kırılır. Tırnaklarınızın katmanlara ayrılmaması için besleyici ve parlatıcılar kullanabilirsiniz.
Tırnaklarınızı üç günde bir havalandırmalısınız. Çünkü bu dönemde oje sürmek tırnağın kurumasına neden olur.

Diş ve Dudak Bakımı

Hamile kadınların tükürüklerinde bulunan ve diş minelerini etkileyen maddeler, bu dönemde diş çürümelerine sebep olur.
Ayrıca dişlerin sağlamlaştıran ‘fluor’ maddesi de azalır. Bu nedenle hiç bir ağrınız olmasa bile düzenli olarak diş doktorunuza gidin. Diş muayenesini aksatmamanız, vücudunuzda enfeksiyon çıkmasını ve bunun bebeğinizin sağlığını etkilemesini de önleyecektir.
Arasıra dişlerinizi bir antiseptikle çalkalamanız, mikropların dişlerinizde yuvalanmasını önler.
Çatlamış dudaklarınız için 50 gram bal mumunu bir kaba koyarak, ocakta eritin ve üzerine 200 gram susam yağı ekleyin. Bu karşımı her gün dudaklarınıza sürebilirsiniz.

 

*DOĞUM ÇEŞİTLERİ VE ANESTEZİ

Sabır ve metanetle geçen 9 ayın sonunda, doğumunuzun en hafif şekilde gerçekleşmesine ve bebeğinizi en sağlıklı şekilde kucağınıza almanıza yardımcı olacak pek çok doğum tekniği var. Annelerin rahat ve ağrısız doğum yapabilmeleri için uzmanlar sürekli olarak çalışıyor ve sizlere çeşitli doğum teknikleri sunuyor.

Doğum yöntemine nasıl karar vermeli?

Doğum zamanı yaklaştıkça, verilmesi gereken en önemli kararlardan biri de doğum için hangi tekniğin doğru olacağıdır. Bünyeniz kadar psikolojiinizi de yakından ilgilendiren bu konuyla ilgili doğum bilgileri edinmeli ve en doğru kararı verebilmek için iyi değerlendirmelisiniz. Genellikle 18 - 36 yaş aralığında olan ve ilk doğumunu yapacak annelerin normal doğum yapabilme ihtimali yüksektir. Ama daha genç ya da daha ileri yaşlarda olan anneler için bu seçenek risklidir.
İçinizdeki sesi dinlemenin yanı sıra doktorunuza da danışarak, en ideal doğum yöntemini belirlemelisiniz.

Normal doğum nedir, nasıldır?

  • Gerekli şartlar yerine geldiğinde doğumun vajinal yolla ve normal koşullarda gerçekleşmesine denir.
  • Zamanı geldiğinde gerçek doğum kasılmaları başlar. Önceleri seyrek olsalar da düzenli aralıklarla gelen ağrılar, giderek daha sık, daha uzun süreli ve daha şiddetli olmaya başlar.
  • Belli bir standartı olmasa da, saatte bir gelen ve 15 - 20 saniye kadar süren düzenli ağrılar başladığında doktorunuzla temasa geçmeniz gerekir.
  • Normal doğumlar kendiliğinden olabildiği gibi, vakum veya forseps gibi müdahaleler de gerektirebilir.
  • Doğumun birinci evresinde, ağrıların başlamasından hemen sonra serviks açılır. Açılma uzunluğu 10 cm'e kadar çıkar.
  • Doğumun ikinci evresinin başlaması için serviksin tam olarak açılması gerekir. Bebeğin dışarı çıkmasına kadar süren bu 2. evrede, şiddetli ve düzenli kasılmalarla itilen bebek, incelen serviksten kolaylıkla geçer ve vajinaya ulaşır.
  • Doğumun üçüncü ve son evresi, bebeğin dışarı çıkmasıyla başlar ve plasentanın dışarı çıkmasıyla son bulur. Bebek tamamen dışarı alındığında, plasenta ile bağlantı sağlayan göbek kordonu kesilerek anneden ayrılır.
  • Genel olarak doğum ortalama 14 - 15 saat sürer ama daha kısa sürmesi de mümkündür.

Suni Sancı Nedir ?

  • Zamanı geldiğinde başlaması gereken sancılar her şeyin uygun olmasına rağmen başlamadığında ya da var olan kasılmaları desteklemek gerektiğinde kullanılır.
  • Anneye serumla ‘oksitosin’ hormonu verilir. Bu hormon annede suni kasılmalar başlatır.
  • Oksitosin, normal şartlarda beynin ‘hipofiz’ denilen bölgesinden salgılanır ve rahimde kasılmalar yaratmak dışında, sütün memeden dışarı atılmasını sağlar.
  • Suni sancı ile oluşan kasılmalar, doğal kasılmalardan daha sık, daha düzenli ve daha şiddetli olur.
  • Uygulanan bu tekniğe rağmen yine de doğum ilerlemezse sezaryene geçilir.

Epizyolu doğum nedir, nasıldır?

  • Normal doğum sırasında bebeğin doğumunu kolaylaştırmak ve doğumda oluşabilecek yırtıkları önlemek için çıkış bölgesinin kesilmesidir.
  • Doğumda bölgeyi genişletmek için kesilir ve doğum sonrasında yeniden dikilir.
  • Bu kesiğe epizyotomi denir ve bebeğin çok daha kolay çıkabilmesini sağlar.
  • Gerekmediği sürece yapılmaz ama bölgenin anatomik yapısının bozulma riski varsa bölgeyi korumak amacıyla uygulanır.
  • Operasyon sırasında lokal anestezi uygulandığı için ağrı duyulmaz.

Forsepsle veya vakumla doğum nedir, nasıldır?

  • Bebeğin kulak çevresinden geçerek başını tamamen kavrayan, metal alete 'forseps' denir.
  • Çan şeklindeki metal başlığı bebeğin başına yaslayarak, vakumla dışarı doğru çekilmesine ise vakumla doğum denir.
  • Normal doğumların %10'unda doktorlar, doğuma yardımcı olması için forseps veya vakum kullanmayı tercih edebilir.
  • Bebeğiniz sıkıntı belirtileri gösteriyorsa veya doğum kanalında sıkışırsa ya da siz yeterince hızlı itemiyorsanız, bu aletler bebeğinizin hayatını kurtarmaya yardımcı olur.
  • Bu tür sıkıntılı durumlarda eğer sezaryen olmak istemiyorsanız, bu teknikler normal doğum yapabilmenizi sağlar.
  • Genel olarak anne için vakum daha az travmatik olurken, bebek içinse forseps daha az risklidir.
  • Bebek açısından kalıcı ve tehlikeli riskler taşımaması için, her iki yöntem de usulüne göre uygulanmalıdır.

Sezaryen nedir, nasıldır ?

  • Sezaryen bir operasyon olduğu için, operasyona ilişkin genel riskleri de taşır. Bu yüzden prensip olarak ilk seçeneğin normal doğum olması gerekir.
  • Bebeğin rahim içindeki durumu önemlidir. Anne veya bebeği tehdit eden ve beklenmeyen herhangi bir durumda sezaryen gerekli olabilir.
  • Günümüzde çoğunlukla ilk doğumlarda ya da bebeğin baş bölgesinden gelmemesi gibi pozisyonlarda sezaryen tercih edilir.
  • Tıbbi gereklilikler yüzünden, zorunlu olarak sezaryenin seçilmesi de söz konusu olabilir. Bu gereklilikler hamileliğin son dönemlerine doğru netleşir ve sezaryen planlı bir şekilde gerçekleştirilir.
  • Seyrek olarak, normal doğum sırasında gelişebilecek acil durumlarda da sezaryene geçilebilir.
  • Sezaryene başlamadan önce hazırlıklar konusunda anne bilgilendirilmelidir.
  • Tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra epidural anestezi ya da Spinal anestezi ile anne acıya karşı duyarsızlaştırılır ve karın bölgesinin alt kısmından yaklaşık 8 - 9 cm’lik, yatay bir kesi yapılır.
  • Karın duvarı açılır ve kesik derinleştirilerek tüm karın katları açıldıktan sonra rahim duvarına gelinir.
  • Ardından bebeği anne karnında besleyen ‘plasenta’ rahmin içinden çıkartılır ve bebek uygun şekilde kesikten dışarı alınır.
  • Normal doğumda olduğu gibi sezaryende de göbek kordonu kesilir. Plasenta rahmin içinden alınır.
  • Annenin karın içi temizlenir, kanayan yerler kontrol edilir, varsa müdahale edilir ve karın duvarı tekrar anatomisine uygun olarak dikilir.
  • Son olarak cilde estetik dikiş yapılır. Ameliyat ortalama 30 - 35 dakika sürer. Ardından anne 10 - 15 dakikalık gözlemin ardından doğum servisine gönderilir.

Epidural anestezi nedir?

  • İstenilen bölgenin tamamen uyuşturulmasına denir. Yani bir tür lokal anestezidir.
  • Omuriliğin etrafını saran tabakanın dış kısmına ‘epidural’ aralık denir.
  • Eğer anne tercih ederse epidural anesteziyle bu aralığa ilaç uygulanır ve bölge uyuşturularak, ağrıların giderilmesini sağlar.
  • Bu yöntem hem normal doğum da hem de sezaryende güvenle kullanılabilir. Her ikisinde de amaç ağrıların giderilmesidir.
  • Uygulanan ilacın dozu doğru ayarlandığında, sadece his kaybı oluşur ama fonksiyonlarda kayıp olmaz.
  • Bu yöntem genel anesteziye göre daha az komplikasyon sağlar.
  • Rahim ağzı belli bir açıklığa geldikten sonra epidural anestezi uygulamaya devam etmek mümkün değildir.
  • Bazı durumlarda epidural anestezi doğumun ilk safhasını etkilemez ama ikinci safhayı uzatabilir. Böyle durumlarda forsepsle veya vakumla doğuma devam edilir.

Spinal anestezi nedir?

  • Spinal ve epidural anestezi aynı etkiye sahiptir. Uygulama farkı; spinal anestezi sıvı dolu kese içerisine enjeksiyonu yoluyla yapılır. Epidural anestezide ise kese dışındaki alana (epidural aralık) enjeksiyon yapılır.
  • Spinal kord ve sinirler, içinde spinal sıvı (beyin omurilik sıvısı) bulunan kesede yer alır. Bunun etrafında ise epidural alan bulunur.
  • Spinal enjeksiyonda etkinin başlaması, önce spinal yapıldığı için daha çabuk olur.
  • Sezaryenle doğum yapacak anne için ilk tercih edilen yöntem spinaldir.

Suda doğum nedir?

  • Annenin 35 - 37 derecede sıcak suyla dolu bir havuzda gerçekleştiği alternatif bir doğum tekniğidir.
  • Doğum sırasında sıcak suyun gevşetici etkisinden yararlanılır. Sıcak su, doğal sancılanma sürecinin başlamasına yardımcı olur ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmez.
  • Su, vücudu rahatlatan endorfin hormonunun salgılanmasını kolaylaştırarak doğum gerilimini azaltır.
  • Doğum başladıktan sonra bebeğin kalp atışları ve annenin tansiyon ölçümleri yapılır.
  • Bebek, anne rahminde de suda olduğu için bir su ortamından başka bir su ortamına rahatlıkla geçer ve şoka uğramaz.
  • Doğum gerçekleştikten sonra anne normal doğum masasına alınır ve kanama kontrolü yapılır.
  • İlk kez doğum yapan annelere ve riskli gebelik grubundakilere önerilmez. Ayrıca HIV, hepatit ve aktif genital enfeksiyonu olan anneler, daha önce sezaryenle doğum yapan veya çok kilolu olan anneler, bebeğin ters gelmesi, çoğul gebelik, bebeğin 4 kilonun üstünde olması, erken doğum, annenin; astım, kalp, şeker veya yüksek tansiyon gibi hastalıklarının olması, su kesesinde sorun olması gibi durumlarda suda doğum yapılamaz.

 

ACABA HAMİLEMİYİM !

 

Hamilelik dönemi bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biridir.
Bebeğinizle ilk tanıştığınız ve 9 ay boyunca onunla birlikte yaşayacağınız bu dönemin başlayıp başlamadığını, size vücudunuz çeşitli belirtilerle anlatır.
Hamile kaldığınıza dair en temel belirtilerden ilki beklenen adetin gecikmesidir. Ancak adet gecikmesi mevsimsel değişimler ve çeşitli kişisel nedenlerden dolayı da meydana gelebilir. Ancak uzun süren adet gecikmelerinde hamilelik ihtimali değerlendirilmelidir. Bununla birlikte görülen adetin miktarı ve adetle birlikte oluşan belirtilerde farklılık varsa hamilelik söz konusu olabilir.
Hamile olduğunuzu anlayabileceğiniz bir başka yol ise memelerinizde oluşabilecek değişiklerdir. Memelerinizde dolgunluk, hassasiyet, memeucunda koyulaşma ve memebaşında karıncalanma hissi gibi durumlar hamile olduğunuzla ilgili işaretler olabilir. Karnınızın alt kısmındaki dolgunluk şişkinlik ve hassasiyet de hamilelik belirtisi olarak kabul edilebilir.
Halk arasında bilinen en çok bilinen hamilelik belirtisi olan bulantı ve kusmayla birlikte normal olmayan yorgunluk, uyku eğilimi ve baş dönmesi de önemli hamilelik belirtileridir. 
Çok sık idrara çıkmak ve genital bölgede algıların artması da hamilelik ihtimalini işaret edebilir.
Bu belirtiler hamilelik ihtimalini haber vermekle birlikte hiç bir geçerlilik taşımazlar. Çevresel ve kişisel nedenlerden dolayı da kolayca ortaya çıkabilirler. Kesin bir hamilelik tanısı için mutlaka doktorunuz gözetiminde gebelik testi yaptırmanız gerekmektedir.
Zamanlarına göre hamilelik belirtileri:
Hamilelik başlangıcından itibaren: Adet kesilmesi.
2-8 hafta sonra: Bulantı, kusma, yorgunluk, uyku eğilimi, baş dönmesi.
6-8 hafta sonra: Sık idrara çıkmak, memelerdeki ve karındaki değişiklikler.
Gebelik testleri:
İdrar testleri:
İdrar testleri hem evde hem de laboratuarlarda yapılan hamilelik testleridir. Ancak eczanelerden satın alabileceğiniz basit idrar testleriyle %50’ler civarında doğruluk sağlanabilmektedir. Laboratuar ortamındaki idrar testleri ise adet gecikmesnin beşinci günnüden itibaren güvenilir sonuç verir. Bu testler düşük hormon seviyelerini tanıyabildikleri için hazır testlere göre daha güvenilirdir.
Kan Testi:
Kan testinde adet gecikmesi veya çeşitli başka belirtiler beklenmeden kesin sonuç öğrenilebilir. Laboratuar ortamında yapılan kan testi kesin sonuca yakın sonuç verir.
Ultrasonla gebelik tanısı: Adet gecikmesi bir haftayı geçtikten sonra vajinal ultrason ile hamilelik tanısı konabilir. Bu işlem öncesinde bir gebelikte yaptırılması gerekmez. Karından bakılan ultrason işlemi için ise adet gecikmesinden 10 gün sonrası beklenmelidir.
 
HAMİLELİKTE İŞ YAŞAMI
 
Hamileliğinizi patronunuzla ve iş arkadaşlarınızla paylaştınız. Artık O’nu bekliyorsunuz. İlk tanışmaya kadar, hemen hemen 9 ay sürecek bu sabırsızlık. Hangi standartlarda beklediğiniz ise bir tercih meselesi… Kendinizi dinleyerek, bebeğinizi aylar boyu evde bekleyebilir ya da iş yeriniz de dahil, bulunduğunuz her yerde O’na ev sahipliği yapabilirsiniz. Mesela patronunuzla görüşüp iş hayatınızda geçici bir değişiklik isteyebilirsiniz. Nitekim yasalara göre, anne adaylarının doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta, yani toplam 16 hafta çalışmama hakkı var. Ama isteyen ve sağlık durumu uygun olan anneler, doktor onayıyla beraber doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilirler. Tabi öncelikler konusunda kontrolü kaybetmeden... Bu doğal süreçte asıl olan, bebeğinizin sağlığı! Hamilelik dönemini ve iş hayatını dengelemek isteyen bir anneyseniz her şeyden önce, doğru beslenme ve bilinçli hareketlerle beden sağlığınızı kontrol altına almalısınız. Stresten mümkün olduğunca uzaklaşarak, ruh sağlığınızı da korumalısınız.
İş hayatınızı sağlıklı şekilde sürdürebilmek için dikkat etmeniz gereken bazı önemli detaylar var:
Bilgisayar başında çalışırken mutlaka küçük molalar verin. Kalkın ve derin nefesler alarak, biraz yürüyün. 
Masada otururken arada bir kollarınızı ve bacaklarınızı esnetin.
Kesinlikle ağır şeyler kaldırmayın! 
Eğilmeniz gerekirse sırtınızı ve belinizi zorlamadan, yavaş yavaş eğilin. 
Sandalyenizin yükseklik ayarını, ayaklarınız yere tamamen değecek biçimde ayarlayın. Hatta mümkünse ayaklarınızı küçük bir tabureye ya da sandalyeye uzatarak oturun. 
Uzun süre ayaktaysanız, sık sık mola verin. 
İşler ne kadar yoğun olsa da, yemek saatlerini atlamayın. 
Elinizin altında mutlaka dolu bir şişe su bulundurun. 
Sigara dumanından ve kimyasal maddelerden uzak durun. 
En az iki saatte bir tuvalete gitmeye özen gösterin.
Kendinize kesinlikle yüklenmeyin. Yoğun günlerde ve yorgun hissettiğinizde eve daha erken gidin


Etiketler : Kadın Doğum